Batman İluh Iluh Elah Elekhan Hakında Bilgi & Merak Ettiklerinz
  Gercüş Tarihi Hakkında
 



Gercüş Genel Olarak Tanıtımı

Gercüş yöresindeki yerleşim yerlerine bakıldığında,genellikle ya kurucusunun ya yörede hüküm süren devletlerin hükümdarları ile ordu komutanlarının yada yakınlarında bulunan ırmak,dağ . .gibi coğrafi yerleri isim olarak almışlardır. Gercüş’ün de ismini bu şekilde almış olma olasılığı fazladır.Gercüş isminin menşei konusunda çeşitli rivayetler vardır.Bu konu ile ilgili ulaşılabilinen tek yazılı kaynak tarihte “Şügrin” “Selha”olarak geçen,bu gün Midyat’a bağlı bir köy olan Barıştepe’ dekiYakup Manastırı Tarihi adlı kitaptır Yakup Manastırı Tarihi’ne göre M.S.400 Yıllarında Şügrin yöneticisi olan “KEFERGEVSON”un bazı insanın ö1dürmek istemesiyle halkta oluşan tepki sonucu Şügrin’i terk etmek (kovulmak) zorunda kalıp, bu günkü Gercüş’ün bulunduğu yere gelerek yerleştiğidir.Kefergevson” olayı başka şekillerde de anlatılmaktadır.Buna göre:M.S.4O2Yıllarında Roma, Pers ordularının yaptıkları savaşta ordu komutanı olan “Kefergevson’un savaşta yenilmesi sonucu Gercüşe sürgün’e gönderildiğidir.Burada Roma-Pers tabirleri doğru değildir.Çüiıkü 395 Yılında Roma imparatorluğu’nun ikiye bölünmesiyle doğu bölümü Bizans adını almıştır.Pers İmparatorluğu ise M.O.550- 331 Yılları arasında hüküm sürmüştür.Kefergevson olayı ise MS.4OO Yıllarında gerçekleşmiştir.Bunun Bizans-Sasani olması gerekir. İster bazı insanlan öldürmek istemesi sonucu köyünden kovulan Keferevson olsun,ister savaş alanında yenildiğinden dolayı sürgüne gönderilen Kefergevson olsun,Gercüş isminin Kefergevson dan geldiği diğer rivayetlere göre daha ağır basmaktadır. Çünkü en azından bir yazılı kaynağa ve bu gün kullanılan ismiyle benzerlik göstermektedir.Gercüş isminin menşei üzerinde diğer bir rivayet ise “KEERCEVS” ceviz anlamında kullanılmış olup ceviz beldesi,cevizin yetiştiği yer - lamında kullanılmaktadır.Bu rivayetle ilgili yazılı belge olmadığından doğrulamak yada yalanlamak pek mümkün değildir.Bu da halk arasında konuşulan bir rivayettir. Gercüş isminin menşei konusu çoğu ansiklopedi ve broşürde “ŞAHMAR”olarak geçer. “ ŞARMAR” isminin geçtiği kaynaklarda, bu ismin zamanında Gercüş’ün, Diyarbakır Şam ticaret yolu üzerinde bulunmasından dolayı verildiği rivayet edilmektedir.” Şahmar” isminin ticaret yolu geçtiği için almış olması pek mantıklı değil .Çünkü ticaret yolunun geçtiği için verilmiş olsaydı ,o zaman ticaretle ilgili bir ismin verilmesi daha mantıklı olurdu. ŞAH hükümdar,yöneten anlamında,”MAR”,yılan anlamında kullanılmaktadır.Buna göre “ŞARMAR” yılanların hükümdarı,kralı anlamına gelir.Bu ismin ticaretle hiçbir alakası yoktur. “ŞARMAR” Gercüş’te yaşayan ve iki kaya arasına sıkışarak ölen yılan efsanesinden gelmektedir.Bu isim sadece bir rivayet ve halk arasında konuşulan bilgilerden ibarettir. YAKUP MANASTIRI TARİHİ ADLI KİTABIN GERCÜŞ İLE İLGİLİ BÖLÜMÜ Kefergevson olayı başka şekillerde de anlatılmaktadır. Buna göre M.S. 402 Yıllarında Roma, Pers ordularının yaptıkları savaşta ordu komutanı olan Kefergevsonun savaşta yenilmesi sonucu Gercüşe sürgüne gönderildiğidir. Burada Roma - Pers tabirleri doğru değildir. Çünkü 395 yılında Roma imparatorluğunun ikiye bölünmesiyle doğu Bizans adını almıştır. Pers imparatorluğu ise M.Ö.550 - 331 Yılları arasında hüküm sürmüştür. Kefergevson olayı ise M.S. 400 Yıllarında gerçekleşmiştir. Bunun Bizans - Sasani olması gerekir İster bazı insanları öldürmek istemesi sonucu köyden kovulan Kefergevson olsun, ister savaş alanında yenildiğinden dolayı sürgüne gönderilen Kefergevson olsun, Gercüş isminin Kafergevson dan geldiği diğer rivayetlere göre daha ağır basmakta dır. Çünkü en azından bir yazılı kaynağa ve bu gün kullanılan ismiyle benzerlik göstermektedir.Gercüş isminin menşei üzerinde diğer bir rivayet ise"KEFERCEVS"tir."KEFER" yer, "CEVS";ceviz anlamında kullanılmış olup ceviz beldesi, cevizin yetiştiği yer anlamında kullanılmış olup ceviz beldesi, cevizin yetiştiği yer anlamında kullanılmaktadır. Bu rivayetle ilgili yazılı belge olmadığından doğrulamak yada yalanlamak pek mümkün değil. Bu da halk arasında konuşulan bir rivayettir. Gercüş isminin menşei konusu çoğu ansiklopedi ve broşürde "ŞAHMAR" olarak geçer."ŞAHMAR"isminin geçtiği kaynaklarda, bu ismin zamanında Gercüşün, Diyarbakır Şam ticaret yolu üzerinde bulunmasından dolayı verildiği rivayet edilmektedir. "Şahmar" isminin ticaret yolu geçtiği için almış olması almış olması pek mantıklı değil. Çünkü ticaret yolunun geçtiği için verilmiş olsaydı, o zaman ticaretle ilgili bir ismin verilmesi daha mantıklı olurdu. ŞAH hükümdar, yöneten anlamında,"MAR", yılan anlamında kullanılmaktadır. Buna göre "ŞAHMAR"yılanların hükümdarı, kralı anlamına gelir. Bu ismin ticaretle hiç bir alakası yoktur."ŞAHMAR" Gercüşte yaşayan ve iki kaya arasında sıkışarak ölen yılan efsanesinden gelmektedir. Bu ismin sadece bir rivayet ve halk arasında konuşulan bilgilerden ibarettir. GERCÜŞÜ MİDYAT'A BAĞLAYAN ALT GEÇİT Gercüşün tarihi incelenirken bölgenin tarihi içerisinde ele almak ve değerlendirmek gerekir. Dolayısıyla yörede var olan uygarlıkların tarihsel gelişim süreci içerisine Gercüş ilçesini de koyup değerlendirmek mümkündür.Gercüş Ovası, iklim, coğrafi konum, tarım ve su açısından insanlara bahşettiği nimetler sayesinde medeniyetin ilk temellerinin atıldığı yerlerden biridir. Gercüşün ne zaman inşa edildiği bilinmiyorsa da çevresindeki yerleşim yerlerinin tarihi M.Ö.7000 yıllarına kadar geriye gider. Yakup Manastırı Tarihine göre Kefergevsonun M.S.400 yıllarında Gercüşe yerleştiği söylense de Gercüşün bu tarihten önce yerleşim yeri olarak kullanıldığı çevresindeki mağara ve alt geçitlerle sabittir. Bazı rivayetlere göre Gercüşün bu tarihten önce yerleşim yeri olarak kullanıldığı çevresindeki mağara ve alt geçitlerde sabittir. Bazı rivayetlere göre Gercüşün ilk kurulduğu yer M.Ö. 3000 yıllarında kurulan Gıre Tılhabatedir.Gire Tıhabatenin yanında Gercüş Ovasında kurulan diğer yerleşim yerlerine bakıldığında: Hisar kasabasının Güneyinde yer alan Höyük M.Ö.7000 yıllarında , Şarişe (Şerşe) M.Ö. 3000 yıllarında kurulmuştur. Ayrıca Kantardaki kaya resimleri Antalya Beldibindeki mağara resimleri benzerlik göstermektedir. Antalya Beldibinin Kabataş Devrinden (M.Ö.10000-8000)kaldığı göz önünde tutulursa, bu kaya resimlerinin de Kabataş Devrinden kaldığı söylemek mümkündür.Gercüşünde içinde bulunduğu bölgeye ilişkin tarih öncesi döneme ait bilinen tek şey Hurrilerin M.Ö.3000 yıllarından başlayarak yerleşmiş olduğudur. Hurri anayurdu, en geniş sınırlarıyla Fıratın kolu olan Habur Çayı ile Asi Irmakları arsıydı. Hurrilerin M.Ö.3000 yıllarının sonlarında Subara Boylarını da egemenlikleri altına alarak Kuzey Mezopotamya, Halep ve Suriyeye yayıldıkları M.Ö.13. yüzyıla ait Asur kaynaklarında Nairi ülkelerinin batı bölümünde gösterilmiştir. M.Ö.7. yüzyıldan kalma Asur kaynaklarında da Şupriya adıyla söz edilir. TARİHÇE Gercüş’ün tarihi incelenirken bölgenin tarihi içerisinde ele almak ve değerlendirmek gerekir.Dolayısıyla yörede var olan uygarlıkların tarihsel gelişim süreci içerisine Gercüş ilçesini de koyup değerlendirmek mümkündür. Gercüş ovası,ikliın,coğrafi konum,tarım ve su açısından insanlara bahşettiği nimetler sayesinde medeniyetin ilk temellerinin atıldığı yerlerden biridir.Gercüş’ün ne zaman inşa edildiği bilinmiyorsada çevresindeki yerleşim yerlerinin tarihi M.Ö.7000 yıllarına kadar geriye gider.Yakup Manastırı Tarihi’ne göre Kefergevson’ım M.S.400 yıllarında Gercüş’e yerleştiği söylense de Gercüş’ün bu tarihten önce yerleşim yeri olarak kullanıldığı çevresindeki mağara ve alt geçitlerle sabittir.Bazı rivayetlere göre Gercüş’ün ilk kurulduğu yer MÖ.3000 yıllarında kurulan Gıre Tılhabste’dir. Gıre Tıhabate’nin yanında Gercüş Ovasında kurulan diğer yerleşim yerlerine bakıldığında Hisar Kasabasının Güneyinde yer alan Höyük M.Ö.7000 yıllarında, Şarişe (Şerşe) M.Ö.3000 yıl1arında kurulmuştur.Aynca Kantar’daki kaya resimleri Antalya Bel- dibindeki mağara resimlerı benzerlik göstermektedir.Antalya Beldibi’nin Kabataş Devrinden (M.O.10000-8000) kaldığı göz önünde tutulursa,bu kaya resimlerinin de Kabataş Devrinden kaldığını söylemek mümkündür. Gercüş’ünde içinde bulunduğu bölgeye ilişkin tarih öncesi döneme ait bilinen tek şey Hurriler’in ,M.Ö.3000 Yıllarından başlayarak yerleşmiş olduğudur .Hurri anayurdu, en geniş sınırlarıyla Fırat’ın kolu olan Habur Çayı ile Asi Irmakları arasıydı. Hurriler’m MÖ. 3000 yıllarının sonlarında Subara Boylarını da egemenlikleri altına alarak Kuzey Mezopotamya,Halep ve Suriye’ye yayıldıkları,buralarda Üstünlük sağladıkları anlaşılmaktadır.Hurriler’in yaşadıkları bu toprakları MÖ. 13. yüzyıla ait Asur kaynaklarında Nairi ülkelerinin batı bölümünde gösterilmiştir. M.Ö 7. yüzyıldan kalma Asur kaynaklarındanda da “Şupriya” adıyla söz edilir. M.Ö. 1240 Yıllarında itibaren bölgeye egemen olan Asur Devleti, Gercüş’ünde içinde bulunduğu yöreye M.Ö. 744 Yıllarında üstünlük kurdu (Gercüş Ovasında yer alan “Zoravaya” adlı yörede bulunan Asurlulara ait Mühür ve tablet Mardin Müzesinde sergilenmektedir).


Asur Devleti,III..Salmanasar zamanında genişleme olanağı buldu. Kuzey ve Güney Mezopotamya,Suriye ve Filistin’e kadar yayılan Asur Devleti yıkılınca Medler bölgeye tam anlamıyla egemen oldu.Orta Anadolu’ya kadar yayılmış olan Med Devleti’nin egemenliğine Pers Devleti son verdi.Pers İmparatoru I.Dareios döneminde (522-485) yapılan yönetsel bölünmeyle İmparatorluk Merkeziyetçi bir yapıya dönüştü. Bu bölünmeye göre imparatorluk 23 büyük Satraplığa(Askeri Valiliğe ) ayrılırken, Gercüş’ünde içinde bulunduğu yöre büyük satraplığa bağlandı.Bu satraplığın sınırlan Batıda Kilikya’dan, Doğuda Habur Irmağına ,Kuzeyde Aras Satraplığı’na ve Güneyde Mısır’a dek uzanıyordu.Bölgeye hakim olan Büyük İskender’den sonra bölge toprakları için Roma ve Partlar karşı karşıya geldi.M.S. 63 yıllarında Romalıların bölgede hakimiyeti sağlayarak , Part egemenliğine son verdikleri görülür. Roma İmparatorluğu, II. Yüzyılın sonlarında Iran yaylasından gelen Sasani askeri güçleriyle sık sık savaşmak zorunda kaldı.İki imparatorluk arasmda yapılan mücadeleler sırasında bölge iki güç arasında sürekli el değiştirdi.Bölge, Roma dünyasının 395’te ikiye bölünmesiyle Bizans olarak tarihe geçen Doğu Roma İmparatorluğu’nun sınırları içinde kaldı Bizas-Sasani mücadelesine sahne olan bölge,7 .yüzyılın ikinci çeyreğinin sonlarında bu kez başka güçleri misafir etti:.Arap-İslam Kuvvetleri. Halife Ömer Döneminde (634-644) Bölgede başlayan İslam egemenliği, dört halife dönemini izleyen Emeviler döneminde de devam etti 750 Yıllarında yıkılan Emevi saltanatından sonra Abbasi ve onlardan sonra Hamdanilerin egemenliği başladı . Hamdaniler’in kendi aralarındaki hakimiyet mücadelesinden faydalanan Mervaniler (990-1096) bölgede egemenlik kurdular.Mervaniler’in bölgeye hakim olduğu sıralarda ,Malazgirt’te Bizans Ordusu yenılıniş ve bu yenilgi sonucu direnme gücü ortadan kalkmıştı.Bu durumda Türkler, Anadolu’da büyük toprak parçaları ele geçirmeye başladılar. Selçuklu Devleti gücünün zirvesindeyken Mervaniler eski güçlerini yitirmişlerdi.Bu durumdan faydalanan Selçuklular Mervaniler’in egemenliğindeydiler. Böylece Gercüş, Selçuklular’ın egemenliğine geçti. 1071 Malazgirt Savaşma katılan,Anadolu’da büyük toprak parçalarının alınmasmda ve Mervani egemenliğinin sona ermesinde büyük rol oynayan Artuk Bey’i , Fahr üd-Devle’nin Melikşah’a şikayet etmesi sonucu sultan ile araları bozuldu. Sultanla araları bozulan Artuk Bey, Suriye Selçuklu Sultanı Tutuş’un hizmetine girdi.Tutuş’un emrindeyken yaptığı hizmetler karşılığınde kendisine Kudüs Valiliği verildi. Artuk Bey’in, 1091 Yılında ölmesiyle birlikte yerine oğulları geçti.Artuk Beyin oğlu Sökmen ,Suriye Selçukluları adına Hasankeyfe egemenlik kuran Musa’nın öldürülmesi ile Hasankeyfi ele geçirdi.Böylece Hasankeyf Artuklu Devleti’nin temelleri atılmış oldu (1101- 1232).Hasankeyf Artukları dışında Mardin’de (1108-1408) ,Harput’ta (1185-1233) yılları arasında Artuklular hüküm sürmüşlerdir. Suriye,Mısır ve Yemen’de güçlü bir devlet kuran Eyyübiler,gerek Mardin gerek e Hasankeyf Artuklular’ı ile ilişki içerisinde olmuşlardır. 1232 Yılında Eyyübiler tarafından ortadan kaldırılan Hasankeyf Artuklular’ı tarih sahnesinden silinmiş,onların yerine Hasankeyf’te Eyyübiler Dönemi başlamış oldu. Moğollarm doğuyu istila etmesiyle bölgede Moğol-İlhanlı egemenliği ni görmek mümkündür.Timur’un kandığı başarılar bölgedeki devletlerin Timur’ım egemenliğini kabul etmeğe zorladı.Timur’dan sonra bölgenin hakimiyeti için Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Eyyübi Devletlerinin mücadelesi baş gösterdi. İran yaylasında güçlü bir devlet kuran Safeviler XVL yüzyılın başlarında bölgeye hakim olurlar.Safeviler’in doğudaki faaliyetlerinden rahatsız olan Osmanlı Devleti doğu ile ilgilenmeye başladı.Anadolu’nun doğu toprakları için Safevi-Osmanh mücadelesi başladı .1514 Yılında Çaldıran Savaşında Safevi güçlerini yenip Amasya’ya dönen Yavuz Sultan Selim ,İdris-i Bitlisi’yi Doğu Anadolu halkını Şah İsmail’e karşı ayaklandırmakla gorevlendirdi. İdris-i Bitlisi’nin faaliyetleri sonucu halk Safevilere karşı direnç gösterdi ve 1517 Yıllından yıkılışına kadar bölgede Osmanlı Devleti dönemi başladı. XIX Yüzyılın başlarında Diyarbakır Vilayeti Mardin Sancağnıa bağlı Midyat kazasının bir nahiyesi olan Gercüş,30 Mayıs 1926 yılında ilçe statüsünü kazanarak Mardin iline bağlandı. 16 Mayıs 1990 tarihine kadar Mardin iline bağlı bir ilçe olan Gercüş, bu tarihte Bakanlar Kurulunun aldığı kararla yeni bir il statüsü kazanan Batman’a bağlandı. Gercüş, halen Batman İline bağlı bir ilçe olarak teşkilatlanmadaki yerini almaktadır. ASURLAR DÖNEMİNDEN KALMA MÜHÜR ve ASURLAR DÖNEMİNDEN KALMA TABLET Asurlar devleti, III. Salmanasar zamanında genişleme olanağı buldu. Kuzey ve Günez Mezopotamya. Suriye ve Filistine kadar yayılan Asur devleti tamamıyla yıkılınca Metler bölgeye tam anlamıyla egemen oldu. Orta Anadoluya kadar yayılmış olan Met Devletinin egemensizliğine Pers Devleti son verdi.Pers İmparatoru I. Daraios döneminde (522-485) yapılan yönetsel bölünmeyle imparatorluk, merkeziyetçi bir yapıya dönüştü. Bu bölünmeye göre İmparatorluk 23 Büyük Satraplığa (Askeri Valiliğe) ayrılırken, Gercüşün de içinde bulunduğu Yöre Büyük Satraplığa bağlandı. Bu Satraplığın sınırları Batıda Kilikyadan, Doğudan Habur ırmağına, Kuzeyden Aras Sapraplığına ve Güneyden Mısıra dek uzanıyordu. Bölgeye hakim olan Büyük İskenderden sonra bölge toprakları için Roma ve Partlar karşı karşıya geldi. M.S. 63 yılında Romalıların bölgede hakimiyeti sağlayarak Part egemenliğine son verdikleri görülür. Roma İmparatorluğu, II. Yüzyılın sonlarında İran yaylasından gelen sasani askeri güçleri ile sık sık savaşmak zorunda kaldı. İki imparatorluk arasında yapılan mücadeleler sırasında bölge iki güç arasında sürekli el değiştirdi. Bölge, Roma dünyasının 395 te ikiye bölünmesiyle Bizans olarak tarihe geçen Doğu Roma İmparatorluğugnun sınırları içinde kaldı. Bizans - Sasani mücadelesinde sahne olan bölge, 7. yüzyılın ikinci çeyreğinin sonlarında bu kez başka güçleri misafir etti: Arap - İslam Kuvvetleri. Halife Ömer döneminde (634 - 644) bölgede başlayan İslam egemenliği dört halife dönemini izleyen emeviler döneminde de devam etti. 750 yıllarında yıkılan , Emevi saltanatından sonra Abbasi ve onlardan sonra Hamdanilerin eğemenliği başladı. Hamdanilerin kendi aralarındaki hakimiyet mücadelesinden faydalanan Mervaniler (990 - 1096) bölgede egemenlik kurdular. Mervanilerin bölgeye hakim olduğu sıralarda, Malazgirtte Bizans ordusu yenilmiş ve bu yenilgi gücü ortadan kalkmıştı. Bu durumda Türkler Anadoluda büyük toprak parçaları ele geçirmeye başladılar. Selçuklu Devleti gücünün zirvesindeyken Mervaniler eski güçlerini yitirmişlerdi. Bu durumdan faydalanan Selçuklular Mervanilerin egemenliğine son verdiler. Böylece Gercüş Selçukluların egemenliğine geçti.1071 Malazgirt savaşına katılan, Anadoluda büyük toprak parçaları alınmasında ve Mervani egemenliğine son verilmesinde büyük rol oynayan Artuk Beyi, Fahr üd Devlenin Melihşaha şikayet etmeye sonucu sultan ile arası bozuldu. Sultanla arası bozulan Artuk bey, Suriye Selçuklu sultanının Tutuşun hizmetine girdi. Tutuşun emrindeyken yaptığı hizmetler karşılığında Kudis valiliği verildi. Artuk Beyin, 1091 yılında ölmesiyle birlikte yerine oğulları geçti. Artuk Beyin oğlu Sökmen Suriye Selçukluların adına Hasankeyfe egemenlik kuran Musanın öldürülmesi ile Hasankeyfi ele geçirdi. Böylece Hasankeyf Artuklu Devletinin temelleri atılmış oldu. (1101 - 1132). Hasankeyf Artukluların dışında Mardinde (1108 - 1408), Harputa (1185 - 1233) yılları arasında Artuklular Hüküm sürmüşlerdir. Suriye, Mısır ve Yemende güçlü bir devlet kuran Eyübiler, gerek Mardin gerekse Hasankeyf Artukluları ile ilişki içerisinde olmuşlardır. 1232 yılında Eyübüler tarafından ortadan kaldırılan Hasankeyf Artukluları tarihçesinden silinmiş, olanların yerine Hasankeyfte Eyübüler dönemi başlamış oldu.Moğulların doğuyu istila etmesiyle bölgede Moğol - İlhanlı egemenliğini görmek mümkündür. Timurun kazandığı başarılar bölgedeki devletlerin Timurun eğemenliğini kabul etmeğe zorladı. Timurdan sonra bölgenin hakimiyeti için Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Eyübi Devletinin mücadelesi baş gösterdi. İran yaylasında güçlü bir devlet kuran Safeviler XVI. yüzyılın başlarında bölgeye hakim oldular. Sefevilerin doğadaki faaliyetlerinden rahatsız olan Osmanlı Devleti doğu ile ilgilenmeye başladı. Anadolunun doğu toprakları için Sefevi - Osmanlı mücadelesi başladı 1514 yılında Çaldıran savaşında Sefevi güçlerini yenip Amasyaya dönen Yavuz Sultan Selim, İdrisi Bitlisiyi doğu anadolu halkını Şah İsmaile karşı ayaklandırmakla görevlendirdi. İdris-i Bitlisinin faaliyetleri sonucu halk Sefevilere karşı direnç gösterdi ve 1517 yılında yıkılışına kadar bölgede Osmanlı Devleti dönemi başladı. XIX. yüzyılın başlarında Diyarbakır, Mardin sancağına bağlı Midyat kazasının bir nahiyesi olan Gercüş, 30 Mayıs 1926 yılında ilçe statüsünü kazanarak Mardin iline bağlandı. 16 MAYIS 1990 tarihine kadar Mardin iline bağlı bir ilçe olan Gercüş, bu tarihte bakanlar kurulunun aldığı kararla yeni bir il statüsü kazanan Batmana bağlandı. Gercüş, halen Batman iline bağlı bir ilçe olarak teşkilatlanmadaki yerini almaktadır. 10 Mayıs 1926 yılına kadar Midyat ilçesine bağlı bir köy iken; bu tarihten sonra ilçe statüsüne kavuşmuştur. Gercüş adının ceviz memleketi anlamına geldiği sanılmaktadır.Önceleri Diyarbakırdan Şama giden yol buradan geçtiği için eski adının Şahmar olduğu söylenmekte dir. İlçeye bağlı Hisar, Arıca, Kırkat ve Yamanlar gibi tarihi M.Ö. sine dayanan yerleşim yerleri mevcuttur.Tarihi ile ilgili fazlaca yazılı bilgi ve belge mevcut değildir.18.07.1987 günü Batmanın il olması ile birlikte Batmana bağlanmıştır.

 






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Sayfamızı 21666 ziyaretçi (38838 klik) Defa Tıklandı.!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=